kalite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalite etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2013 Pazartesi

HD İskender - METROCITY

HD İSKENDER METROCİTY: Ben böyle yer görmedim.

Müşteriye anlama, davranış, inisiyatif alma sıfır. Ayrıca, yaptıkları gelenek göreneklerimize de çok aykırı.

Olay şöyle:


İnsanın canı bazen garip şeyler istiyor. Hava beni bunaltmıştı, aşerir gibi canım limonata çekti,. Yemek alanında ortada taze meyva suyu yapan bir yer var. Oraya seğirttim. "Küçük mü büyük mü?" dediler, kararsız kalmama rağmen büyük demiş bulundum. Esasen ekşi şeyleri sevmem, bir yerden ilk defa bir şey alırken de büyük dememeli, bilmediği,n bir tat sonuçta.... Bu da baya ekşi idi.. Zevksizce yarısını içtim. Dolaşıyorum.

Birden yediklerime dikkat etmem gerek düşüncesinden (Bir senesdir değil fazla 4 kilomu vermeyi, 1 kilo veremedim :(   ) sıyışlıp" yav çok da güzel değil iskenderi bana göre, hatta hiç değil, ama zaman zaman insanın iskender çekince mecburen (!) yeniyor"-- diye düşünerek HD İskender'e gittim, boş bir masaya oturmaya çalışırken bir komi geldi, "içecekle giremezsiniz" dedi... "Ne yapabilirim, yeni almıştım, atayım mı?" dedim. "Kurallarımız böyle" dedi. Bu feci kuralcı çoluk çocuk garson komi sinema görevlisi gibi genç arkadaşlara hem sinir oluyorum hem acıyorum! O kadar kuralcılar! Mantık, muhakeme yürütme, inisiyatif alma yok..
"Bana garsonu çağır" dedim. Diklendi "garson benim!". "İyi, o zaman müdürü çağır". Müdür olan şahıs kanımca sinirli bir şekilde geldi, otuz yaşlarında gibi... Ama konuşmalardan okuyacağınız gibi müdürlükle, müşteriye olması gereken yaklaşımla, kaçıracağı kıracağı müşteri kavramıyla alakası yok! . " Bakın" dedim, "limonatayı aldım, sonra canım iskender çekti, yani siz şimdi ana burada yemek yiyemez misiniz diyorsunuz, müşteriye bu davranış olur mu?"... gibisinden bir şeyler dedim. Ayrıca düşündüm bizim gelenek göreneklerimizde var mı canı bir şey çekmiş bir insanı (üstelik parasını vereceğiz) kapıdan yollamak? Çok bilgili müdür "ilkeleriniz kurallarımız böyle, içecekle giremezsiniz" dedi... O kadar şaşırdım, o kadar bozuldum ki! Bilinçsiz ama kendini kral gören biri böyle davranıyor... Allah cezanızı versin, müşteri kaçırıyorsun, akılsız gibi laflar saçmalayarak çıktım... Birkaç saat aklıma takıldı. Saçmalığa bakın yani, paranla girip bir orta karar döner yiyemiyorsun. İnsan düşman askerine bunu yapmaz.

Ben hayatımda en pahalısından en ucuzuna kadar kafe ve restoranlara elimde bir şeyler girmişimdir.Çünkü 20-30...-60...100 liralık bir harcama yapacaksın. Kimse gidin demedi. Ya da "yassah" deseler bile, anlayış gösterirler, bu seferlik peki" derler Metrositenin sinemasında olduğu gibi, ilk açıldığından büfesi yoktu.. Çok kahvesiz kalmıştım... İkinci sefer elimde kahveyle gittim, karşıma dikilen kız "kahveyi atın" diye tutturdu, çünkü büfe açılmış. Nereden bileyim dedim büfenizin açıldığını. Müdüre telf edildi, adam dedi ki" kahveyle girebilirsiniz çünkü bizde henüz kahve yok!!! Yani, siz siz olun, önce gidin bakın büfede NE VAR, NE YOK... Ona göre dışardan temin edin. İnsanları uğraştırdıkları şeylere bakın! Ve de sinema, yemek her şey burundan geliyor.! :(


Ama örneğin oğlum Burger King'den tepsisini alıp geliyor,Ramiz'de oturuyoruz, ben oradan alıyorum, gidin diye tutturmuyorlar,elbette diyorlar... ve de çok kibarlar.

Kebap müdürü ise o kadar --ne diyeyim.. içinden diyorum, es kaza okurlarsa mahkemelik olmayayım---.... Bunlar da müdür!!! Yesinler. Müşteri kaçıran bir "müdür"... Bir daha oraya gider miyim? Hayır. Bence sizler de gitmeyin.

Kazancım ne oldu? 1000 kalori almaktan hem de şahane olmayan hatta tamamen gereksiz denebilecek bir besini mideme indirmekten kurtuldum.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Pamukkale Turizm

İyi örnekleri de yazmak gerek.
Geçenlerde, bu sefer de Pamukkale'den otobüs bileti alayım demiştim. Web sitelerinde bir sorun vardı... Müşteri Hizmetleri/Bize Ulaşın gibi bir bağlantıyı tıklayarak "üye olmaya çalıştığımı ama o sayfada bir sorun olduğunu" yazdım.

Hiç beklemiyordum. ertesi gün telefon çaldı. Pamukkale'den, yazımı aldıklarını söyleyen çok kibar ilgili bir kadın arıyor... Derdimi özetledim. Bilgi İşlem'e ileteceklerini söyledi. Telefonda beni üye yaptı...

Pek çok yerin web sitesinden şikayet/talep/mesaj yazmışımdır. Bir tek Pamukkale'den cevap geldi, hemen ertesi günü.

Hala sorunuma eğilmeyen TTNET'ten ise bir hafta on gün sonra eposta geldi.

Diğer hiç bir yerden cevap gelmiyor (neden web sayfası yapıp, eposta adresi koyarlar anlamıyorum)

TTNET, her tür bilgi ellerinde olduğu halde, telf no falan soruyor. Yani formumu dikkatle okumamış, ilgilenmek istememiş (anlıyorum ki eleman az, şikayet ÇOK FAZLA, yetişemiyorlar... Bu da kötü işletme göstergesi tabii) baştan savma bir cevap yazmış. Kibar bir dil, ama sorunu çözmüyor, baştan atıyor, erteliyor...

Ben de ona cevap yazdım. POSTA KUTULARI DOLU, epostam gitmiyor.... Bunların tek bir doğru noktaları yok...:(


22 Mart 2012 Perşembe

TTNET Müşteri Hizmetleri

Türktelekom ve Türksat ile inanılmaz, akla karayı seçtiğim sorunlarım oldu bir iki ay önce. Defalarca eposta attım, faks çektim, ilgi sıfır. En nihayet bloglarıma yazdım, üye olduğum eposta listelerine ilettim. Bana yazan arkadaşlar oldu “bizim de başımıza şu şu geldi” diye.. Şikayet çok…


Eskisinin devlet kurumu olan bu T’li kurumlar (Bu arada öğrendim; Türksat devletin şirketi imiş ki bu da ne demekse!) aynen 20-30 sene öncesinin iş yapış yaklaşımı, mantığı ile çalışıyorlar aslında. Web sitesi kurmuşlar, müşteri hizmetleri (!) oluşturmuşlar, 444’lü bir numara almışlar, ama o kadar. Süreçler bozuk. Süreçler tasarlanmamış daha doğrusu, Süreç Yönetimi yapıyor olsalar süreçler çalışır, ölçülür.. Yapıyor olmalılar (Bu arada ben bir Kalite ve Süreç Yönetimi uzmanıyım)

Şimdi ttnet’ten dertliyim. Adsl netlimitsiz paketindeyim. Eve mektup geldi; fiyatı 59 TL olacakmış ve belirli bir miktar da diskte bellek veriyor… Bellek alanı istemiyorum. Fiyatta artış da istemiyorum.

Web sitelerine girdim… Tarifeleri inceledim. Fibernet tarifesi var. Okudum… Daha sorularım var, en azından oturduğum sokakta bu altyapı var mı öğrenmek için müşteri hizmetleri denen fakat insanların genelde hizmet alamadığı yeri aradım. Derdimi söyledim. Görevli kız ilgili birime aktarıyorum dedi, kendince aktardı, telefon sessizliğe büründü, bir dakika falan bekledim, kapadım.

Bilirsiniz, 444’lü numaralarla uğraşmak dert. Sorununuzu halledene kadar – o da eğer halledilirse— veya şak kapanana kadar, dakikalar geçiyor ve yüksek ücretleri var. Cep veya sabit telefon tarifelerine girmiyor, onların dışında.

Tekrar aradım. Aynı şey. Bir daha aradım, santralınız bozuk herhalde diye anlattım, işi başından aşkın çağrı merkezi çalışanı hiç dinlemiyor, sizi bağlıyorum diyor tekrar aynı şey oluyor.. Sinirlerim gerildi gece gece….

Web sitelerinden şikayet/talep yazdım.

Bir gün geçti. Ne bir eposta geldi şikayetime ne arandım.Şikayet çözme süreci bu kadar demek ki! Çözme süresi yok, zaten “belirli bir sürede geri dönülür” gibi bir ibare var web sitelerinde!!! Muğlak bir ifade. Toplam Kalite ve Süreç Yönetimi’nde asla böyle şeyler denmez. Sayısal, net bir süre verilmelidir.

4440375’i tekrar aradım, Yine aynı şey…. 2 kere daha… Etti mi dünden beri 6… Kaç lira ek gelecek telefon faturama! En son rastladığım görevli çocuğa artık sinirli bir şekilde bir türlü ilgili yere aktarılamadığımı üç kere söyledim, hala diyor ki sizi aktaracağım, En sonunda anladı galiba, şikayet açtı, yazdı… Ben de dün yazmıştım, ve hiperuzaya fırlatmıştım şikayetimi, gören olur mu belli değil. Geri dönerler mi belli değil…


Herhalde fibernet falan satmak istemiyorlar…


İyi de ben de 59 TL vermek istemiyorum….

Herkesin sık karşılaştığı “bana yöneticinizi bağlayın” talebi de bilirsiniz “bağlayamam” denilerek karşılanıyor. Faks numarası verin, yok…

Sırça köşklerde bunların yöneticileri… Belki de yoklar… Çok sevdiğim yazar Franz Kafka’nın romanlarındaki hava… Birileri var mı yok mu, ne yapıyorlar, ne oluyor, belli değil.. Garip bir hava. Romanda okurken iyi de, başına gelince çok sinirlendirici.

Bakalım ne olacak… Türktelekom ve türksat ile de böyle oldu: Bir şey soracaksınız veya hattınız çalışmıyor, bu sorunu aktaracaksınız. Aktaramıyorsunuz. Müşteri Hizmetleri çok kötü çalşıyor. Daha doğrusu çalışmıyor. Esas sorunu unutup/bırakıp müşteri hizmetleri denen ucubenin yarattığı sorunla uğraşıyorsunuz…Herhalde bunu biliyorlardır, bilmiyor olamazlar. Ama böyle devam ettiğine ve şikayetler sürdüğüne göre demek ki umursamıyorlar. Çünkü bir nevi tekeller… Ne yapsalar almak durumundayız... Evden Internet bağlantısı için daha iyi çalışan yerler bilenlerden öğrenmek isterim…

28 Şubat 2012 Salı

YURT İÇİ KARGO

Internet’ten çok alışveriş yaparım ve seçenek veriyorsa kargo şirketi olarak Yurt içi kargo’yu seçmem. Çünkü yakınımdaki Etiler şubesinden memnun değilim. Ancak Internet alışverişlerinde bazen seçme şansımız olmuyor.

Bundan böyle yurtiçi kargoyla getiren şirketlerden alışveriş etmeyeceğim. Çünkü her seferinde stres nedeni.


Birkaç kere olan şu: Evde olduğumuz halde, kapı açılmadı diyerek geri dönüyorlar. Aradığınızda da tekrar getirme konusunda nazlanıyorlar, "getiremeyiz" diyorlar. Tüm gün gelecek diye evde oturmuşum, bir de ertesi gün şubeye gitmem isteniyor.

Eve gelen sucu, bakkal, başka kargo elemanları, arkadaş, akraba zili çalabiliyor, biz de duyup açabiliyoruz çok şükür de Etiler şube elemanınız neden zili çalamıyor?

Ayrıca, diğer kargo şirketlerinin elemanları gerçekten evde olmasak bile ertesi gün için “ne zaman evdesiniz?” diyerek, getiriyorlar. Müşteri memnuniyeti böyle sağlanır. Yurt içi kargo eskinin devlet kurumu, tekel mantığı işe çalışıyor adeta.

Ek olarak, zarfta adres yanında telefonumuz var, kapıyı diyelim doğru dürüst çaldı ve açılmadı; telefon edebilir. Bu şekilde edenler var ve yakında markette, bakkalda vb isek, çıkıp alabiliyoruz. Böyle yapanlar oldu, hayret etmiştim.
Ayrıca, bu şube, son derece dağınık, karman çorman, gönderiler yerlerde. Bir keresinde kırılabilecek bir gönderimi yerlerde gönderi yığınları içinde arayıp verdiler, yine evde yokmuşuz çünkü! Kırıldı mı acaba diye korkmuştum ve dağınıklığa hayret etmiştim. ISO9001 denetçisi olarak gitsem uygun bulmam. Ayrıca, kapıdan giriyorsunuz yüzünüze bakan, iyi günler diyen yok.

Son olarak Web sitelerinde

"İletişim" linki var, çalışmıyor, boş.

Sitedeki öneri/şikayet formu da çalışmıyor. Tüm alanlar doldurulsa bile “zorunlu alanları doldurun” diyor. Bozuk bir yazılım ve kimse farkında değil.

Yurt içi kargoyla mecbur kalmadıkça iş yapmayacağım. Ama ne farkeder... :( Pek çok şirket bunlarla çalışıyor...

8 Temmuz 2011 Cuma

Network - Defolu malın muhakkak alınan mağazadan değiştirilme gereği

Network sevdiğim, beğendiğim bir marka ve mağaza idi.

Oğlum babası ile Marmara Forum Network'ten Que markalı bir ceket ve birşeyler daha almışlar, mezuniyet balosunda giyimesi için. Kol dikişindeki defoyu görmemişler. Ben evde hemen gördüm hem aşırı görselim hem dikişten anlarım.

Oğluma dedim ki "bize yakın olduğu için, Metrocity Network'e götür, ütüleyip baksınlar". Olmuyorsa değişim yaparlar.... Çünkü bilirsiniz; iyi, çağdaş markalarda böyle oluyor, nereden alırsan al, başka bir yerde değişim yapabiliyorsunuz. İlk aklıma gelenler  Hotiç, Faik Sönmez, LC Waikiki, M&S, İkea, Bauhaus... gibi. Bunlara çok teşekkür etmek gerek. Bu şekilde başka markalar biliyorsanız yorum yazmanızı rica ederim.

Oğlum MetroCity Network'e gitti. Ütülemişler, düzelmemiş. Bu "defolu" demişler. "Aynı beden bizde yok" deyip bilgisayardan bakmışlar. Buraya kadar iyi. Kanyon Network'te varmış. Çocuk oraya gitmiş.. Kanyon mağazası demiş ki "defolu olduğu için aldığınız yere yani Maramara Forum'a gitmen gerek"!.

Defolu olması bizim suçumuz mu? Defolu bir ürün böyle kaliteli gözüken ve fiyatları yüksek bir mağazada neden rafta/askıda? Kimse görmez mi? Arada kakalanmayı mı çalışılıyor?

Kanyon'da uzun konuşmalar.. Ben de telf edip lafa dahil oldum.. Yok olmuyor. Oğlum akşam balosu varken alelacele Marmara Foruma'a koşturdu. :(

Bu yazıyı yazmadan evvel Network, Fabrika, Que, Beymen Business vb gibi markaları ürettiğini ve sattığını öğrendiğim AY Marka Mağazacılık A.Ş. Müşteri İlişkileri'nden Selin Bodur ile ile yazışıp, ve konuşup bu bilgiyi teyit ettim. Selin Hn. mesajlarıma anında cevap verdi, telefonda konuşalım deyince hemen aradı, duyarlılığına teşekkür ederim - bir de Web'den yazanlara cevap vermeyen dolayısıyla Web'e neden eposta linki koyduğu muamma olan firmalar var biliyorsunuzdur.

Teyit ettiğim bilgi şu:
EVET. ALDIĞINIZ ÜRÜN ES KAZA DEFOLU ÇIKTIYSA (kendi suçları) ALDIĞINIZ MAĞAZAYA GİTMENİZ GEREK. BAŞKA ŞEHİRDEN ALMIŞ BİLE OLSANIZ O ŞEHRE GİDECEKSİNİZ!!!

Bu devirde böyle süreç görmediğimi söyledim. "Mağaza NE farkeder" dedim. "Ürün AY Marka'nın değil mi???" Nereye iade edersen et, merkeze gitmeyecek mi?

Anlayış çok yanlış ve bakış kör. Anlaşılan böyle belirlemişler ama neden revize etmiyorlar anlamak zor.

Yargıcı nasıl benim için bitttiyse Network de maalesef bitmiştir. Bu marka hakkında bütün fikrim olumsuza döndü. Çoğunluk aynı boykotu yapsa kendilerine gelirler belki.

Tekrarlıyorum: İzmirden, Ankara'dan, Antalya'dan almış olursanız ürünü, oraya gideceksiniz. Böyle saçma bir süreç olabilir mi? Akıl almaz kötülükte -günümüzde artık bu yaklaşım kalmamış iken -- ve müşteriyi kaale almayan bir süreç. Ayrıca defolu ürün neden satışta???????? Büyük bir kalitesizlik.